top of page

Çalış-MA (diyorum) veya Aylak KAL !

Yazarın fotoğrafı: Gönen ORHANGönen ORHAN

Güncelleme tarihi: 6 Eki 2022

Çok şükür doğduk yeryüzüne; ebeveynlerimizin aşk, esriklik, cinsellik veya “sarhoştum, hatırlamıyorum” hallerinin sonucunda annemizin-babamızın kızı, oğlu olarak.


“Hoş geldin bebek” dediler, emzirdiler, el bebek- gül bebek büyüttüler. Okul çağında akıllarının ve keselerinin yettiğince, müfredat denilen ışıksız, kavşaksız dosdoğru programların yönlendiriciliğinde helak olup okuttular da. Bitti eğitimler ve “kemale de erdik”.


N’olacak şimdi?


İyi bir İŞ veya bir süre sonra yalnızca İŞ. Şöyle, aylığımızı kazanacağımız, ihtiyaçlarımızı karşılayacağımız, elaleme madara olmayacağımız bir İŞ. Sonra başvurular, başvurular, başvurular. Bilmemne şirketinin yönetici adaylığına, falanca şirketin uzman yardımcılığına, fişmanca şirketin analist hazırlama departmanına. Başvur, CV gönder, ara, görüş ve ….


Yani bunca yıl bizimkilerin, üniversite ve sonrası eğitimler de dahil, yaklaşık yirmi yıl boyunca kendilerinden sakınarak, dişten artırarak okutup, yetiştirip, “iyi insan” olsun diye çırpındıkları BEN, ulusal veya uluslararası şirketlerin kapısında işlenecek hamım öyle mi? Çalışma öncesi ar-ge yatırımı bitti ve işlenecek hazır bir ürün olarak şirketlerin kapısında kutsanmış “çalışma” için hazırım öyle mi? Yani bundan sonra her sene yapacağım bir-iki hafta tatil için 30-40 yıl da bu şirketlere bilmemne olarak çalışacağım öyle mi? Sonra posası çıkmış emekli olarak da görevimi tamamlayıp uzaya uçacağım öyle mi? NAH ÖYLE.


Bunca afilli olarak başlanan gelişme, büyüme, kalkınma ve kentleşme lafları, her asır daha bir çalışma merkezli dünya ile kuşatıp bunalttıkça da insanı, kişisel iyileştirme programları da hap olarak sunulacak öyle mi? İSTEMİYORUM.


Küçük bir bilgi: (italik değil bold ile çiziyorum altını) “Roma döneminde oyuna ayrılan gün sayısı Claudius döneminde 159 gün, MS 354’te 175 gün ve sonraları 200 gün olduğu görülür.” Ortaçağ dünyasında İngiltere’de yılın üçte biri tatildir. Ancien Regime dönemi Fransa’sında iş dışı gün sayısı 180, İspanya’da 150’dir. (Funda Çoban, “Sokak Siyaseti”, Syf 151) . Bu aktarımdan hareketle insanlık onca “gelişme” pompasına rağmen bu kadar GERİLEMİŞ olabilir mi? Bir TUİK verisi hatırlıyorum: Türkiye’de kırsal alanda çalışma gün sayısı yılda 34 gündür (Kaynağı siz bulun). Yani adına kentleşme ve endüstrileşme denerek kutsanan “çalışma”, son dört yüz yılın biriktirip tartıştırtmadığı insana aykırı bir sözcük. Gelişme denilen çizgi insanın kendi olmasını geriye mi götürüyor?


“ÇalışMAMA hakkımı kullanmak ve AYLAKLIK yapmak istiyorum” desem “serseri” olurum di mi? Bu hiç çalışmama değil aslında; bana sunulan çalışma disiplinine uymamayı, içimdeki beni keşfetmeye çağrı aslında. Bir an içinde yaşadığımız evlerin, ev sahibi veya kiracı olarak yükümlü olduğumuz aidat, banka, elektrik, doğalgaz, su ödentilerinin sıfır olduğunu düşünebilir miyiz? İşte size çalışmanın 2/3 zorunluluğunun ortadan kalkmış hali. Nasıl mı olacak? Eğer önerme aklınıza yattı ise, bu yazı sonrası arkadaş-larınızla konuşmaya başlayın. Bir yolu var mutlaka. Diyelim buldunuz; kaldı mı 1/3 çalışma zorunluluğu. Önümüzdeki yüzyılda da onu hallederiz; var bir önerim bugünden ama, eeee, her şeyi de benden beklemeyin, biraz da siz fikir jimnastiği yapın canım.

demek istedim.


Gönen Orhan

gonen@gonenorhan.com

31 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

BabaYASA mı, Çay-Çörek günleri mi?

Nerden mi çıktı BabaYASA? Anayasa varsa herhalde Babayasa da olmalı değil mi? Baktım sözlüğe ve siyasal tarihe, Anayasa için yasaların...

Bình luận


bottom of page