top of page

Covit-19 AŞKI BİTİRİR Mİ?

Yazarın fotoğrafı: Gönen ORHANGönen ORHAN

Güncelleme tarihi: 6 Eki 2022

Hücre yapısında aşk karşıtlığı var mı bilmem ama sosyolojisinde olacak gibi!


Bu Covit-19 salgını çıktı çıkalı dünyamız değişti. Varsa yoksa “sosyal mesafeye dikkat, aman dokunma, maske tak, kendini karantinaya al.” Peki anladık. Soy sop tehlikeye girdi ve bu gerekli. Yani, rahmetli Thomas Hobbes’in kargaşayı sonlandırmak amacıyla yazdığı “Toplum Sözleşmesi” için söylediği ve Türkçesi “insan insanın kurdudur” dediği 'Homo homini lupus” sosyolojik betimlemesi, miniminnacık bir virüs yüzünden günlük yaşamın gerçekliği oldu. İnsan insanın Covit-19’udur. De ki bu gerçeklik devam etti altı ay veya bir yıl. Veya bundan sonra böyle. Peki, kabul. Yalnızca soyun devamı için biyolojik refleksle, yaban hayatta kuzunun varlığının devamı için kurda pür dikkat kesileceğiz. Zinhar bir araya gelme, dokunma ve hatta bakma yok, veya tersi acaip dikkatli bakmalıyız çevremize. Zaten yüzümüzün yarısını kapatan maske, hareket eden cinsiyetsiz robotlara çevirdi hepimizi. Dikkat, karşıdan yürüyen maskeli bir insancık geliyor. Valla bilemeyeceğim kadın mı erkek mi, ama maskesi var; potansiyel bulaştırıcı. Ve hatta dünyadaki epideminin kaynağı. “Ya Covit-19 varsa” zannı ile, itle dalaşmaktan çalıyı dolaşmak yeğdir diyerek çok uzak değil, toplumca paranoyak olmamıza az kaldı. Ama hakkını da yememek lazım virüsün. Sucunun para üzeri verirken, sol elinin baş ve işaret parmakları ile kağıt parayı tutuştaki zarafeti de görmemiz lazım. Diye düşünsem de buralarla ilgili değilim. Ya ne?


Hani insansı yaratık olarak, hayvanların çiftleşme ihtiyaçlarından farklı olarak, “ben” olma halinin ama üreme, ama birlikte olma, ama kendinden geçme ve estetik kazandırma kaygısı ile icat ettiğimiz aşk var ya, o n’olacak? Rönesansla keşfedilen ve kadın-erkek veya insan insana, üremeye yönelik çiftleşme dışında da estetize ettiğimiz o bakışma, o görme, o beğenme, o dokunma, o kucaklaşma, o öpüşme hali n’olacak? Rönesans öncesi soy-sop için üremeye yönelik evlenme-çiftleşme diyorduk, Rönesans sonrası aşk demeye başladık, keşfettik yani bakışmayı ve dokunmayı; çiftleşmek olsa da üremek artık bir ayrıntı idi hayatımızda. Peki şimdi? O keşiflerin, o gezmelerin, o lezzet akşamlarının, o kendini bilip kendinden geçiren abu-hayat iksirlerin, o bakıp içinde kaybolduğun renklerin ve bunca öğrendiğin sihirli sözcüklere n’olacak?


“Bir resmi içindekilerin bir listesini çıkararak tanımlayamazsınız - her fırça darbesini listenize alabilseydiniz bile” diyor John Berger.(1) Yani yaşam adına biriktirdiğimiz listemiz, attığımız tüm fırça darbeleri boşa mı gitti? Bunca romana, bunca müziğe konu olan aşk güme mi gidiyor? Can tatlı geldi, soy-sop korkusu ile aşk kayboldu kaybolacak mı? Hayal meyal hatırlıyorum: “bakmak ve görmek” okuma parçasını. Benim kuşağım, Ortaokul Türkçe kitabındaki bu okuma parçasının başlığındaki iki fiilin birbiri ile olan ilişkisini ve illiyetini çok tartışmıştır. Optik olarak görme fiilinin oluşması için fiziksel bakmamız lazım diyordu okuma parçası. Devamı J.Berger’den: “Yalnızca baktığımız şeyleri görürüz, bakmak bir seçme edimidir. Bu edimin bir sonucu olarak gördüğümüz her nesne,-her zaman elimizle dokunabileceğimiz bir nesne anlamında olmasa da ulaşabileceğimiz bir alana getirilmiş olur. İnsanın bir şeye dokunması demek, kendini o şeyle ilişkili bir duruma sokması demektir.” (2)


Yani bakamayınca göremeyeceğiz, göremeyince de dokunamayacağız. Özet, bitti gitti aşk.! Yani toplumca, maske fokusundan bakamaz, göremez ve kucaklaşıp öpüşemez olduk. Maske yalnızca koruyucu değil aynı zamanda tedirginlik aracı da.


Yalnızca göz ve bedenle selamlaşmayı soğuk, tokalaşmayı fazla Avrupalı ve formel bulurken, kucaklaşma ve öpüşmeye olmazsa olmaz dostluk nişanesi merhabalaşma diye bakarken şu başımıza gelene bak! “Keşifle içe almadır, tamamlanma çabasıdır, kendinden geçmenin bir olmanın yüksek arzusudur belki dokunma bakışma sarılma” da deniyor. (3)



Bitti gitti dostluk; ara ki bulasın.


Bence büyüklerimiz, bunu düşündükleri için AVM’lere öncelik vererek, ardından seyahat, otel, restoran, turizm derken, aşkın yitip gitmemesi için normal yaşama geçişi planlamak durumunda kaldılar. Söylemeye gerek yok, aşk varsa ekonomi de doğal olarak olacak. Yani pandemik zorunluluklarla şimdilik kumaş, polar gibi maskeleri aciliyetten kullandıysak da Covit-19 aşkı bitirmesin diye şüphesiz alternatif şeffaf sağlıklı maskeler de gelecek, korumalı kucaklaşma giysileri icat olacak, olmalı da; temennisiyle…


Gönen Orhan

gonen@gonenorhan.com


(1) J.Berger, Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar, Metis y, syf 21

(2) J.Berger, Görme Biçimleri,Metis Y., syf 8

(3) Cinel, Ö; “Yaşama Dair“, Beşikdüzü Yayınları, syf bir

 
 
 

Comentarios


bottom of page