Gezi Forumlarından Kent Konseyine
DEMOKRATİK KENT YÖNETİMİ veya SÜREKLİ DEMOKRASİ
Günlük konuşma dağarcığımızda bolca kullanıyoruz “demokrasi” sözcüğünü. Peki evde, işte mahallede, sitede, ilçede ve yaşadığımız kentte ve ülkemizde ne kadar içselleştirmiş durumdayız bu sözcüğü? Sözcüğü teorik lafzından çıkarıp günlük yaşamda ne kadar yaşıyor hale getirebilmişiz?
30 Mart seçimlerinin ardından, yaşadığımız kentlerde yüz yüze kaldığımız sorunların çözümünü, dört-beş yılda bir attığımız oylarla seçilen idarecilerin inisiyatifine bırakırken, seçimle gelen başkan, meclis üyesi ve atanan yöneticilerin öngörü ve kabullerine, ardından gelen uygulamalarına karşı çıkmak için bir beş yıl daha beklemek gerekiyor. Diyebilirsiniz ki programını açıklayan Başkan ve Yönetimleri seçiyorsanız, eleştiri hakkınızı baştan teslim etmişsiniz demektir. Uygulama şaşar ve “ben”i temsil etmezse ne olacak? Bekleyecek miyim? Yoksa sesimi duyurmanın bir yolunu mu bulmalıyım?
Birinci yıldönümü ile Türkiye Toplumsal ve Siyasal Tarihinde yerini alan Gezi Eylemleri bu ülke tarihindeki, kimsenin beklemediği bir anda en geniş sesini duyurma ve toplumsal sözün, aktif katılımla anlatım girişimi olmuştur; seçimleri beklemeden, sandıklar kurulmadan. Ve ardından “Ne Yapmalı? “ sorusunun yanıtları için “ Park Forumları gündeme geldi. Aslında Gezi, kendi düşünce ve kararları için, tüzel kişiliği olmayan “Taksim Platformu” girişiminden Park Forumlarına uzanan yeni bir kamusal alan, yeni bir örgütlenme biçimini yaratmış ve uygulamıştı. Ve Gezi ve Forumlar, Kent Yönetimine söyleyecek sözümüz var demişti. İşte şimdi yazımıza bu noktadan başlayabilir, hem de yeni bir mahalli seçim sonrasında alternatif olan bu örgütlenmeyi kalıcı ve SÜREKLİ DEMOKRASİYE dönüştürerek, kararlarında katılımın esas olduğu KENT KONSEYLERİNİ aşağıdan yukarıya, mahalleden Belediye Meclisine taşıyabilir ve bunu sürdürülebilir kılabiliriz miyiz?
Aslında bunu yapabilecek Yerel Gündem 21 deneyimine ve 5393 sayılı Belediye Yasasının 76.Maddesinde olup da işlevselliği olmayan, Antalyalıların yakından bilip ve uyguladıkları Kent Konseyi tanımına da sahibiz. 1992 yılında düzenlenen RİO Zirvesinde, kent halkının karar ve uygulama aşamalarına katılım için,
Kentine Sahip Çıkma, Çözümde Ortaklık ve Aktif Katılım ilkeleri çerçevesinde kentlerde seçimle gelen başkan ve meclis üyeleri ile atanan yöneticilerin karar ve eylemlerini denetlemek, sorunları güncel olarak tartışarak önerileri yönetimlere sunmak için Kent Konseyi kavramı yerel politika tartışmalarına girmiş ve oradan da 5393 sayılı yasaya taşınmış olmasına rağmen uygulama alanı bulamamıştı. Aslında Rio’dan çok önce 1979 Fatsa’da “nam-ı diğer Terzi Fikri olan Belediye Başkanı Fikri Sönmez ile yaşanan ve de bir kaşık suda boğulmaya çalışılan tam da bu idi.
Terzi Fikri’nin 12 Eylül sonrası mahkemede dile getirdiği “Halk, yönetime katılmıştır. Belediyenin aldığı tüm kararlar halkla tartışılmıştır. Halkın onayı olmayan hiçbir iş belediye tarafından yapılmamıştır. Tek cümleyle halk, belediyede söz ve karar sahibi kılınmıştır. Demokrasinin gereği de budur” cümleleri, kentsel soruna sahip çıkarak çözüme aktif katılımla, Sürekli Demokrasinin en yalın nasıl gerçekleşeceğinin ifadesi olmuştu. Sorun, Fatsa örneğinde olduğu gibi sokakların çamurdan temizlenmesi veya Taksim Gezi Parkı örneğinde olduğu gibi Parka sahip çıkma olabilir. Sorulması gereken, kentin siluetini değiştirecek kararlar için kentte yaşayanlara soruluyor mu? İlk ve basit demokratik refleks budur. Bu reflekse verilecek yanıt ve atılacak adımlar, yerel yönetimlerin demokratik olup olamayacağını belirleyecektir.
Tam da bu noktada Gezi Refleksi, Kentine Sahip Çıkma ilkesini hayata geçirerek Çözümde Ortaklık için FORUM deneyimini geliştirmiştir. Gezi sırası ve sonrasında, Beşiktaş Abbasağa Parkında başlayıp, Kadıköy Yoğurtçu Parkının ardından İstanbul ve Türkiye’nin diğer parklarına taşınarak, soruların özgürce sorulup, sorunların tartışıldığı Park Toplantıları, FORUM başlığı ile bir nevi alt meclis veya mahalle konseyi diyebileceğimiz kendiliğinden örgütlenmeleri gündemimize taşıdı.
Gezi refleksindeki söz, cismini arıyordu. Bu dikkate alınması gereken önemli bir deneyimdi.
Şimdi 30 Mart Mahalli Seçimleri sonrası, bu deneyimi, gençlerin sürükleyeceği FORUMLAR, her mahalleye Mahalle Meclisi, Mahalle Meclisleri Konseyi ve Kent Konseyini talep etme zamanıdır.
Ne diyor 5393 sayılı Belediye Yasasının 76. Maddesi:
MADDE 76: Kent konseyi, kent yaşamında; kent vizyonunun ve hemşerilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışır.
Her bir bold sözcük ve her virgül arası tanımlama, ciltlerce kitap yazılarak bugünlere gelse de henüz hayatımızda karşılığı yoksa dönüp, Kent Konseyi için, yani DEMOKRATİK KENT YÖNETİMİ için yeniden Ne Yapmalı? sorusunu sormamız gerekiyor. 76. Maddede devamla, “Belediyeler kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, varsa üniversitelerin, ilgili sivil toplum örgütlerinin, siyasî partilerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ve mahalle muhtarlarının temsilcileri ile diğer ilgililerin katılımıyla oluşan kent konseyinin faaliyetlerinin etkili ve verimli yürütülmesi konusunda yardım ve destek sağlar.” dense de eğer bu sözcüklerin ruhunun bile esamesi yoksa, yasaya taşınan teorik lafzın GEZİ DENEYİMİ ve FORUMLAR ile dile gelen ampirik refleksini, yeniden başlangıç için 30 Mart seçimleri sonrası referans olarak kabul edebiliriz.
Sevgili BAŞKAN ve Yöneticilerim; dilimize pelesenk ettiğimiz Demokratik Kent Yönetiminin seçimden seçime atılan oylarla belirlenen, beş yıl seyredilen, arada bir sorulan Şehir Hatları Vapurları model seçimi veya otobüs rengine karar verme şekerleri ile SADE SUYA TİRİT DEMOKRASİ olmasını istemiyorsak, gönlümüzden geçip dilimizde can bulan sözcüklerin uygulamada gerçekliğe dönüşmesini düşünüyorsak, SÜREKLİ DEMOKRASİ için yeni kamusal alan girişimleri olan MAHALLE MECLİSİ VE KENT KONSEYİ gerçekliğini yönetim anlayışımıza taşımanın zamanıdır.
Terzi Fikri’den Rio Konferansına uzanan ve artık arpa boyunu aşarak, Gezi Deneyiminden Forumlara taşınan yaşadığımız gerçeklik, yaşamımızın günlük bir parçası olabilir. Çamur, park, yeşil çevre, 16/9, ulaşım, duman; sorunun adına ne derseniz deyin. Sabah kalkıp sokağa çıktığımızda “huzura çıkmak” için, yaşadığımız sitede, mahallede, kentte yaşayanların sesini duymak için seçimden seçime oy kullanmak yetmiyor artık.
Demokratik Kent Yönetimlerinin kurulmasının ve sürekli Demokrasinin yolu Forumlardan, Mahalle Meclislerinden, bu meclislerde aktif katılımla alınan kararların taşınacağı Kent Konseylerinin Belediye meclislerinin olmazsa olmazı olarak tanımlanmasında yatıyor. Mahalle Forumlarından taşınarak Kent Konseylerinde alınacak kararların Belediye Meclislerinde tavsiyeden öte, kararlara uyma zorunluluğu getirecek yasal değişikliklerin de yapılmasıyla, kentte yaşayan vatandaşın rızası alınmadan kentsel kararların alınmasının önüne geçileceği gibi, kentsel siluet, kentsel dönüşüm, yaşanabilir çevreye ilişkin öneri ve projelerinin de demokratik iletim kanalı açılmış olacaktır.
Mahalle Meclislerinin oluşumu için ilk adım, herhangi bir yasa veya yönetmelik ihtiyacı olmaksızın, 30 Mart seçimleri sonrası seçilen yeni yönetimlerin mahalle muhtarları kolaylaştırıcılığı ile bu başlıkları gündemlerine almalarıdır. Mahalle Meclislerinin oluşumu, çalışma ilkelerinin belirlenmesi, kararların alınarak kent konseyine taşınması, kent konseyi iradesinin belediye meclisinin gündemine girmesi ve sonunda meclis iradesine dönüşmesi…
Mahallenin, semtin ve yaşadığımız kentin sorunları ve çözümlerinin, aşağıdan yukarıya tartışılarak gelmesi, mahallede alınan kararların kent yönetimince benimsenerek uygulanması, Demokratik Kent Yönetiminin kurulmasının garantisi olacaktır. Demokrasi kültürü ve kent yönetimlerine katılım açısından, FORUM gerçekliğinden çıkarak, Mahalle Meclislerinden Kent Konseyine uzanacak Sürekli Demokrasi süreci, özlediğimiz hoşgörü ve uzlaşı sözcüklerinin sindirildiği Özgür Kentlerin de temelini oluşturacaktır.
Gönen ORHAN
Comments