top of page

TOPLUMCU BELEDİYECİLİK

Yazarın fotoğrafı: Gönen ORHANGönen ORHAN

Güncelleme tarihi: 5 Eki 2022

Bu yazı “KATILIMCI BÜTÇE ve ŞİŞLİ DENEYİMİ: Benim BÜTÇEM “ süreç kitabı için hazırlanmıştır.

Nedir? İlkeler, Nasıl?


1980'li yıllarda Amerika ve Avrupa’da devletin iktisadi yatırımlardan çekilmesi, özelleştirme, serbest pazar ekonomisinin desteklenmesi ve işçi haklarının törpülenmesi ile kendisini gösteren neoliberal politikalar [1], ABD Başkanı Ronald Reagan ve ''Demir Leydi'' lakaplı İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher ile doruk noktasına ulaşırken, Yerel Yönetimler nezdinde de taşeronlaştırma, doğalgaz ve elektriğin Belediyelerden alınması , su başta olmak üzere doğal kaynakların yağmalanması, belediyelerin üretici faaliyetlerden çekilmesi gibi sonuçlara yol açtı.


Neo-liberal iktisadi kalkınma, kapitalizme yeni aşı olamayarak, 2001 Mortgage ve 2008 finans krizleri ile sarsıntı geçirirken,


2011 yılında Paris kentinde su hizmetlerinin küresel su devi Suez şirketinden alınarak yeniden beledileştirilmesi, neoliberal belediyecilik anlayışının tarihe gömülmesini işaret eden önemli bir semboldür.[2]


2020 yılında başlayıp bütün dünyayı saran ve yeni varyantlarla devam eden Covit 19 pandemisi ile sağlık, eğitim ve beslenme başta olmak üzere barınma, iş, ulaşım ve kültür-sanat politikalarında yeniden toplumsal ilke ve uygulamaların gündeme gelmesini zorunlu kılmıştır. Bu politika ve uygulamalar piyasa ve finans uygulamalarına bırakılamayacak kadar yaşamsal öneme sahip.


İşte tam da bu bakış açısı ile, bugün gelinen noktada, neo liberal Kapitalist uygulamalarının Dünyada ve ülkemizde yarattığı tahribat, toplumsal hafızada unutulan Toplumcu Belediyecilik ilke ve uygulamalarının yeniden hatırlanmasını, toplumcu uygulamaların geçmiş ve günümüz uygulamalarının yeniden gözden geçirilerek örgütlenmesini, günümüz kent insanının yaşam hakkı ve gelişimi açısından önemli bir görev olarak bizlere yüklemektedir.


1973 yılı yerel seçimleri sonrası İstanbul’da Ahmet İsvan, Ankara’da Vedat Dalokay, İzmir’de İhsan Alyanak, İzmit’te Erol Köse, Çanakkale’de Reşat Tabak, Adana’da Ege Bağatur, 1977 seçimleri sonrası Ankara’da Ali Dinçer [3] , İstanbul’da Aytekin Kotil [4], 14 Ekim 1979’dan 11 Temmuz 1980 tarihine kadar 270 gün yönetimiyle Fatsa’da Terzi lakaplı Fikri Sönmez[5], 2014 seçimlerinden sonra, Tunceli Ovacık’da Komünist Başkan lakaplı Mehmet Maçoğlu, 2019 seçimleri sonrası Rize Fındıklı’da Ercüment Şahin Çervatoğlu, Antalya Muratpaşa’da Ümit Uysal, Şişli’de Muammer Keskin…ve diğer başkanlar. Toplumcu Belediyecilik yeni ve daha güçlü olarak yeniden bu topraklarda yeşermeye başladı.


Nedir?


Toplumcu Belediye, kapitalist sistemin var olma alanlarını daralttığı kent yaşayanlarının , kent hakkı temelli yaşamsal ve toplumsal çıkarlarının hak temelli korunması ve geliştirilmesi, yaşam kalitesinin artırılarak cadde ve sokaklarında mutlu insanların özgürce gezdiği; “katılımcı, şeffaf, hesap verebilen, eşitlikçi ve hak temelli, üretici, kaynak yaratıcı, çevre ve iklime duyarlı, düzenleyici ” biçiminde özetlenebilecek ilkelerle var olan yerel iktidar faaliyetidir.


Toplumcu Belediyeciliğin merkezinde kamusal alan olarak kentin kendisi ve onun kapsadığı yaşam alanında yer alan insan ve diğer canlılar yer almakta.


Kent, doğal yapısı ve çevresel koşulları ile, mahalle, cadde ve sokakları ile miras aldığımız bir varlıkken, doğal ve tarihi yapısı, mimari dokusu, konuşulan dilleri, mutfağı, ninnisi, şarkı ve türküleriyle, gelenek ve görenekleri, kına gecesi ve düğünleriyle, gün batımı veya deniz kokusuyla, her gün yeni bir oyun kuran sokak hayvanları ile yaşayan dokudur.


Kent Yaşayanı, komşuları, ev kadınları, emeklileri, çocukları, göçmen ve misafirleri, kenti ziyaret edenler, LGBTİ ve ötekileştirilenler, evsizler, ikametsizler, esnaf , sokak hayvanı, martısı, böceği ile günlük nefes alıp veren, ev-iş-geçim sarmalında yaşamını sürdürmeyi ve daha iyi yaşam kalitesini geliştirmeyi amaçlamaktadır.


Toplumcu Belediyecilik, yaşadığımız kente ve kent yaşayanlarının, Kent Hakkı talebinin merkeze alınarak, kentsel hizmetleri mahalli ihtiyaç ve önceliklere göre yerine getirirken, hak temelli yaklaşımı benimseyerek, katılım ve birlikte yönetim anlayışıyla, kentsel politikaların yaşama geçirilmesidir. Nedir ilkeleri?


İlkeler [6]


  1. Katılımcılık, Saydamlık, Denetim, Hesap Verilebilirlik

  2. Yerindenlik, Eşitlikçi, Hak Temelli, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

  3. Planlı ve Yenilikçi Gelişimi Desteklemek

  4. Kültür, Sanat ve Eğitim Üretimini ve Yaygınlaşmasını Desteklemek

  5. Temel Kentsel Hizmetlerin Üretim ve Gelişimini sağlamak

  6. Kültürel Mirasa Sahip Çıkılması

  7. Doğa ve Çevrenin Savunulması

  8. Hayvan Haklarına Sahip Çıkılması


Nasıl?


1-Katılımcılık, Saydamlık, Denetim, Hesap Verilebilirlik


Katılım, Toplumcu Belediyeciliğin sihirli anahtarıdır. Mahalle ve aktif vatandaşı esas alan, Kent Yaşayanını kentin sahibi görerek başta stratejik plan olmak üzere bütçe öncelikli, planlama ve uygulamalar dahil olmak üzere kent yaşayanlarının görüş ve önerilerinin dinlenip, alacağı kararları yönetime taşımak ve bu kararların denetimine açık olmak. Bu kent hakkı açısından en belirleyici ilke ve uygulama, diyebiliriz ki diğer ilke ve uygulamaların temelidir. Toplumcu Belediyecilik bu temel üzerine kurulur.


Bizzat mahalleli tarafından ihtiyaç ve önceliklerin dile getirilmesi, karar alınması, belediye bütçe ve yönetimine taşınması, faaliyet ve harcamaların bu önceliklere göre yapılması katılımın en öncelikli adımıdır. Katılımcı Bütçe[7] bir uygulama olarak belediyenin, mahalle ve aktif yurttaş ile birlikte yönetimin en önemli araçlarındandır. Yine Kent Konseyleri, sivil toplum örgütlenmelerinin ortak bileşeni olarak katılımın bir diğer önemli unsurudur.


Saydamlık, katılımın sürdürülebilir olmasının güvenli alanlarından biridir. Başta meclis ve encümen kararları olmak üzere, yıllık performans planı ve bütçe, gelir ve giderler, satın alma, ihaleler ve bilançolar bilinebilir, izlenebilir, okuyup anlaşılabilir ve herkesin erişimine açık olmalıdır.


Denetim, katılımcı adımın saydamlık penceresinden girerek belediyenin mali, idari ve kurumsal faaliyetlerinin izlenerek, ne? ne zaman? nerede? nasıl? neden? kim için?" değerlendirilme röntgeninin çekilmesidir. Belediyelerde kurumsal olarak yapılan iç ve dış denetim yanında bağımsız denetim seçeneği ve en önemlisi de kentli denetimi bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır. Kentli Denetimin en üst biçimi ise geri çağırma mekanizmasıdır. Henüz yasalarımızda olmasa bile, dünyada uygulanan bu yöntemle seçimle gelen meclis üyeleri ve belediye başkanlarının faaliyetleri nedeniyle bizzat seçim çevresindeki seçmenler tarafından görevden alınmasıdır.


Hesap Verilebilirlik, yerel yönetim faaliyetlerinin yönetim tarafından açıklanabilir, savunulabilir, yasa ve yönetmeliklere uygunluğunun yanında kamusal çıkarlarla uyumlu yapıldığının anlatımıdır.


2-Yerindenlik, Eşitlikçilik, Hak Temelli, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği


Yerindenlik, yereldeki kamusal hizmet ve faaliyetlerin, ihtiyaç ve önceliklerin belirlenerek, en yakın yerel yönetim örgütlenmesi tarafından yerine getirilmesidir. Köy ve mahalle için muhtarlıkların, ilçe, il ve büyükşehir belediyeleri için belediye yönetimlerinin kendi sınırları içinde yatırım, hizmet ve faaliyetleri mahalli temelli aktif vatandaş işbirliği ile yürütülmesi, bir anlamda yetkinin merkezi otoriteden yerele kaymasıdır.


Avrupa Konseyi tarafından 1 Eylül 1988’de uygulamaya alınan ve Türkiye’nin de 3 Ekim 1992 de resmi gazete ile -bazı maddelerine çekince koyarak-yürürlüğe soktuğu Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nda 4.12’de yer alan “ Halk Katılımı, Kent Yönetimi ve Kent Planlaması” başlığı altındaki ilkeler yerindenlik ilkelerini detaylıca sıralar:[8]


  1. Yerel politik yaşama halkın katılımını temin için; halk temsilcilerini, özgür ve demokratik olarak seçebilme hakkı,

  2. Yerel politik yaşamda etkin bir katılım için; halkın yerel, politik ve idari yapılarda belirleyici olması gereği,

  3. Toplum geleceğini etkileyecek her tür önemli projede halka danışma gereği,

  4. Kent yönetimi ve planlamasının; kent karakteri ve özel niteliklerine ilişkin yeterli bilgiye dayandırılması,

  5. Yerel politik kararların; uzmanlardan oluşacak ekiplerce gerçekleştirilecek kentsel ve bölgesel planlara dayandırılması,

  6. Karar verme sürecinin sonucunda ortaya çıkan politik tercihlerin anlaşılabilirliği ve hayatiyeti,

  7. Gençlerin toplum yaşamına katılımının yerel yönetimlerce sağlanması.

Diyebiliriz ki , bu ilkeler ve genel olarak devamı sayılan kentli hakları ile, yerelin söz ve kararından öte, kendine yetebilme ve bir anlamda vatandaşla birlikte yönetimin altlığı oluşturulmuştur.


Eşitlikçilik ve Hak Temelli yaklaşımda, eşitlik , kısaca seçilen yerel yönetimlerin, başkan ve meclis üyelerinin, seçildikleri partiden bağımsız olarak kentin bütününü kapsamaları; siyasi parti ve ideoloji, ırk, dil, din, cinsiyet, mahalle ayırmadan hizmet götürmeleriyken hak temelli yaklaşım, uluslararası hukuk ve insan hakları temelinde, kent yaşamında yer alan vatandaşın, insan onuruna ters düşen yoksulluk ve adaletsizlikle baş etmesini hedefleyip, güçsüzleştiren politikalar karşısında var olma ve güçlenme stratejisi politikaları oluşturur ve uygular.


Engelli bireylerin, toplumsal yaşamdan dışlanma tehlikesi nedeniyle, kentsel ve evsel fiziki düzenlemeler başta olmak üzere, engellilerin toplumsal yaşama katılımının önündeki engelleri kaldırmak, imar ve kentsel planlama kararlarını almak eşitlik yaklaşımının bir gereğidir. Engelli örgütlerinin katılım mekanizmaları ile yönetim iradesine katılımı, birlikte çalışmak toplumcu belediyenin demokratik yönetim anlayışının gereğidir.


Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, erkeklerle kadınların ve de kendini bir cinse ait hissetmeyenlerin kamusal ve özel yaşamın tüm alanlarına eşit ölçüde yetkinleştirilmiş şekilde eşit katılımları anlamına gelir. Bu, yasa ve yönetmeliklerde “eşitlik” sağlanmasından da öte, aile ve toplum içerisindeki toplumsal fırsatlar ve hizmetlerden de eşit olarak yararlanılması anlamına gelir. Bu anlamda Birleşmiş Milletler tarafından 1979 yılında kabul edilen Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (Convention on The Elimination of All Forms of Discrimination Against Women- CEDAW) ilkesel bir yaklaşımı benimsemiştir.145 Özel olarak kadın haklarını düzenleyen belgelerden en önemlisi olarak kabul edilen bu Sözleşme, kadınlara karşı cinsiyet sebebiyle yapılan her türlü ayrımcılığı yasaklayarak, taraf devletlere ayrımcılığı önleyici tedbirler alma yükümlülüğü getirmiştir.


Yerel yönetimler ve özellikle belediyeler, bu görevlerin günlük yaşamda, mahalle ve sokakta hayata geçmesinde, güncel politikalar oluşturulması ve uygulamasında son derece önemli role sahiptirler. Belediye stratejik planından başlayarak performans programlarında cinsiyet eşitliğine dikkat etmek, cinsiyete dayalı bütçe yapmak, belediye personelinde farkındalık oluşturmak, gerek işe alımlarda gerekse hizmetlerin yerine getirilmesinde kadının güçlendirilmesi uluslararası antlaşmanın mahalleye inmesi anlamına gelecektir.


3-Planlı ve Yenilikçi Gelişimi Desteklemek


Toplumcu Belediye, kentsel gelişim ve kalkınma, kaliteli yaşam, kentin bugünü ve geleceğini öngörmek için stratejik, mimari, mali planlar oluşturmak durumundadır. Kent dokusu ve kent yaşayanı açısından bugünü ve yarını gelecek bakış açısı ile düşünebilmek için, gerek kurum içi gerekse kentte yer alan sivil toplum örgütlenmeleri ile ortak aklın gereği ile bir arada yaşamın bugün ve gelecek planlarını yapabilmelidir.


Her yerleşimin korunması ve vurgulanması gereken bir kimliği vardır. Stratejik planın, Kent Konseyi ve Sivil toplum işbirliği ile bizzat mahalle ve kent talepleri ile kurgulanması, kentin yasadan kaynaklanan makro ve mikro ölçeklerdeki mimari ve kentsel gelişim planlarının yapılması, kentsel dönüşüm strateji belgesinin hazırlanması planlı belediyeciliğin gereğidir. Kentin konumu, çevresi ile ilişkisi, bugün ve yarın nüfus gelişimi, iklimi, dokusu, tarihi ve kültürel geçmişi ile oluşan kent kimliği diğer kentlerden farklılaşan unsurlardır. Kentin özelliklerini, potansiyelini ve gelişme kapasitelerini, dinamiklerini ve kaynaklarını kapsayacak bilgileri içeren ve canlı bir organizma olarak güncellenen analizlere dayandırılmalıdır.


Yerel Yönetim, kaliteli yaşam için Kent Bilgi Sistemi, Coğrafi Bilgi Sistemi, İstek ve şikayetlerin sistem üzerinden çözüldüğü AÇIK KAPI, KOMŞU KART [9] gibi yenilikçi ve dijital sistemleri kurmak, yenilikçi sistemleri yalnız kurumsal iyileştirme için değil, kaliteli kent yaşamının bir parçası olarak görmek, günü ve yaşamı kolaylaştırmak durumundadır.


Özellikle çocuklar ve gençler başta olmak üzere, sosyal girişimcilik teşvik edilerek, kent merkezli ve mahalli düzeyde buluşma ve bilgi paylaşma, yenilikçi düşünce ve projeler için çekim merkezleri açmak yerel yönetimin önceliklerindendir.


4-Kültür, Sanat ve Eğitim Üretimini ve Yaygınlaşmasını Desteklemek


Toplumcu belediye, kent yaşamı ve kent yaşayanı açısından, tıpkı beslenme ve barınma alanlarında olduğu gibi, kültürel ve sanatsal faaliyetlerin tasarlanması, gerçekleştirilmesi ve gerek kente bütünsel olarak gerekse mahalle düzeyinde ulaştırılması için gerekli ortamı hazırlar. Kent baskısı ve yaşam stresinin en önemli karşı tezi olarak sanat ve kültür günlük yaşanan, tüketilen ve yeniden örgütlenen faaliyetler olarak ele alınmalı.


Merkezi Eğitimin sunduğu örgün müfredat yanında, çağdaş gelişim ve yerelin gerekleri gözönüne alınarak özellikle çocuklar, gençler, kadınlar ve kentsel yaşama ulaşamayanlara yönelik örgütlü, düzenli eğitim programları oluşturularak kapsayıcı biçimde sunulur.


5-Temel Kentsel Hizmetlerin Üretim ve Gelişimini sağlamak


Toplumcu Belediye, temel kentsel hizmetleri aksatmadan, mali ve imari açıdan yeni kentsel kaynaklar yaratıp kente ve kent yaşayanına dönmesini sağlarken, dernek, vakıf, üniversite, sivil girişim ve platformlar iş birliği ile de kaynak ve güçlerin bir arada kullanımını hedefler. Belediye kentsel yatırımları, hem tarım, asfalt, parke taş gibi kurumsal faaliyetlerinde tasarruf etmek hem de temel tüketim önceliklerinde ekmek ve süt gibi temel tüketim ürünlerinin üretim ve dağıtımında ön alır. Bu girişimlerle belediye, hak temelli davranırken piyasa oyuncusu olarak regülasyonu sağlayarak spekülasyonların önüne geçer. Bu aynı zamanda tüketiciyi koruyan, tekelci fiyat baskılarına karşı tüketici örgütleri ile de bir araya gelmeyi sağlar.


Üretimde ve tüketimde gerek Belediye tarafından gerekse kent dayanışması için kurulan kooperatifler yeni ve güçlü bir üretim ve dağıtım zincirinin halkaları olacaktır. Ortak yaşam ve dayanışma adına kooperatifçiliğin desteklenmesi, ticari, lojistik yer ve kolaylaştırıcılığın sağlanması, kooperatif tüketici pazarlarının organize edilmesi, sistemin tek taraflı ticari baskısının karşısında yeni ve dayanışmacı bir çıkış olacaktır.[10]


6-Kültürel Mirasa Sahip Çıkılması


İnsanlık tarihinin yüzyıllar boyunca yaşanmışlık ve deneyimleriyle oluşturduğu ortak yaşam kültürü kuşaktan kuşağa aktarılarak, bugüne gelen, yarına aktarılacak en önemli mirastır. Yaşadığımız kentler ve çevresindeki doğal miras, mimariden el sanatlarına, mutfaktan geleneksel şenliklere, ninniden şarkılara, kına gecelerinden düğünlere pek çok kültürel öğe görür, duyar, izleriz.


Somut olmayan kültürel miras, sözlü gelenek ve anlatılar, gösteri sanatları, kutlama, tören ve şenlikler, halk bilgisi ve doğa pratiklerinin hepsi dünden bugüne aktarılan ve toplumun zenginlik kaynakları olarak yerel yönetimlerce sahip çıkılması gereken bir mirastır. Kentsel Kültür Mirası envanteri hazırlamak, bu mirasın kuşaklarca paylaşılması, anlaşılması ve yaşanılır olması yerel yönetimlerin görevidir.[11]


7-Doğa ve Çevrenin Savunulması


Doğanın insana kucak açması, yüzyıllar sonunda insanın doğayı tahrip etmesiyle sonuçlandı. Şimdi doğayı bir mücevher titizliği ile korumak, çevreyi yaşanabilir dünya için savunmak öncelikli değerler arasına girdi. Yerel yönetimler, kent merkezlerinden mücavir alanlarına kadar, doğal yaşam alanlarının korunması, iyileştirilmesi ve bozmadan düzenleyerek kent insanının kullanımına sunulmasını gerçekleştirmek durumundadır. Daha da önemlisi, okul öncesinden başlayarak doğa ve çevre bilincinin kazandırılması, bu amaçla yerel yönetim eğitim politikalarının geliştirilmesi öncelikli görevlerdendir.


8-Hayvan Haklarına Sahip Çıkılması


Yaşam hakkı evrensel, kutsal ve bütün canlıları kapsamaktadır. Her canlı, en az diğer canlılar kadar önemli ve dokunulmaz yaşamsal haklara sahiptir. Kuşlar, kediler, köpekler sokakta veya evde yaşayan hayvan dostlarımız bilmemiz, görmemiz ve korumamız gereken yaşam kaynaklarıdır.


Toplumcu Belediyecilik, kent dokusu içinde yer alan sahipli ve sahipsiz hayvanları kapsama alanına almalı, halk sağlığını koruma, çevre sağlığının sürdürülebilir olmasına yönelik, okul öncesinden başlayarak, bilinçli bir hayvan sevgisi zinciri kurabilmelidir. Sahipsiz hayvanları sahiplendirmek için, evcil ve sahipsiz sokak hayvanlarını kontrol altına almak, üremelerini sağlıklı şekilde yapmalarını sağlamak, barınma ve tedavi için hayvan sağlık merkezleri açarak hayvan sağlığını en korunaklı seviyeye çıkarmak, hayvan kayıt ve takip sistemiyle başıboş hayvan sorununa köklü çözümler getirmek ve sahiplendirme hizmeti sunmak Toplumcu Belediyeciliğin hak temelli bakış açısının bir gereğidir.


İnsan ve haklarının merkezde olduğu yaşanabilir kentler kurabilmek için, yerel yönetimleri yerinden yönetimin gerçek aktörleri olarak kabul ederek, yerel iktidarların yerelin yaşayanlarıyla iktidar paylaşımı, kaliteli iyi ve mutlu yaşamın temellerinin başlangıcı olacaktır temennisiyle…


Gönen Orhan

gonen@gonenorhan.com

[1] https://tr.boell.org/tr/2017/04/03/neoliberalizm-kavraminin-iktisat-disiplini-baglaminda-kuramsal-bir-tartismasi [2] Sonay Bayramoğlu, Toplumcu Belediye, Notebene yayınları, Ankara 2015, s 15 [3] Derleyenler: Sezgin Sezgin-Tuğba Canbulut, Toplumcu Belediyecilik, İletişim Yayınları, İstanbul 2021, s 36 [4] Age s 42 [5]Can Hamamcı, (YH Ahmet Kerim Gültekin-İbrahim Gündoğdu), Devrimci Halkçı Yerel Yönetimler, Patikakitap, İstanbul 2013, s167 [6] Bu başlığın altındaki İlkelerin detaylı açıklaması ve yazı içeriğinde belirtilmeyen araçlar için: Gönen Orhan’ın DOKUN ve MAHALLEDEN KENT PARLAMENTOSUNA isimli kitaplarına bakılabilir. [7] https://www.benimbutcem.com [8] Zerrin Yener ve Kumru Arapkirlioğlu, Avrupa Kentsel Şartı, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü Yayını, Ankara 1996 [9] https://www.gonenorhan.com/projeler [10] https://komsudayanisma.com/ [11] https://www.sisligezirehberi.com

271 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yeniden TOPLUMCU DEMOKRATİK BELEDİYECİLİK – 2

Yerel Yönetimlerde paradigma değişikliği üzerine: Yeniden TOPLUMCU   DEMOKRATİK   BELEDİYECİLİK yaklaşımı – 2 “SÖZ” ün  “YETKİLİ”...

Yeniden TOPLUMCU DEMOKRATİK BELEDİYECİLİK – 1

Yerel Yönetimlerde paradigma değişikliği üzerine: Yeniden TOPLUMCU DEMOKRATİK BELEDİYECİLİK yaklaşımı – 1 KENT HAKKI VE KATILIM Yerel...

Mahalle Düzeyinde Yerel Yönetim Yapılanma Önerisi-3

Çadır / Konteyner Kentler Nasıl İdare Edilmeli? veya Yerelin Yerinden Yönetimi! veya Yerel Yönetim Reformuna Başlangıç Yazının başlığının...

Comments


bottom of page