top of page

Başka Bir Yerel Yönetim Mümkün Yerel Yönetimler için DEMOKRATİK, YAPISAL ve STRATEJİK ÖNERİLER

Yazarın fotoğrafı: Gönen ORHANGönen ORHAN

Güncelleme tarihi: 5 Eki 2022

Bu yazı “KATILIMCI BÜTÇE ve ŞİŞLİ DENEYİMİ: Benim BÜTÇEM “ süreç kitabı için hazırlanmıştır.

31 Mart 2019 Yerel Seçimleri ve 23 Haziran 2019’da yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimi, gerek ülkemiz yerel yönetimler tarihsel süreci açısından, gerekse ittifak politikaları ve uygulaması açısından demokrasi tarihimizin önemli bir dönemeci olmuştur.


2002’de göreve gelen AKP Yönetimi, 2010 Anayasa Referandumu ile daha merkezci ve otoriter bir sisteme geçmiş, 15 Temmuz darbe girişimi ardından yapılan 2017 Anayasa Referandumu sonrası da katmerli olarak artan vesayet ve merkezci kanun ve uygulamalarla Tek Adam Rejimi yerleştirilerek merkezi idarenin mutlak bir otoritesini kurmuş oldu. 2019 sonrası ise merkezi otorite, yerel yönetimler üzerindeki kayyum atamaları ve vesayet uygulamaları ile zaten olmayan yerinden yönetimi rafa kaldırarak, yerel yönetimleri şubeleştirmeyi amaçlar gözükmektedir.


Seçim kampanyaları bildirgelerinde, gerek İstanbul için Ekrem İmamoğlu gerekse Şişli için Muammer Keskin programlarında katılım ve birlikte yönetim ilkelerine esaslı olarak yer verilerek, gerek kampanyalarda gerekse Stratejik Planlarda İSTANBUL SENİN, SEN YÖNETECEKSİN, BİRLİKTE YÖNETECEĞİZ söylemi üzerine cümleler kuruldu…


Önümüzde 2023 GENEL ve 2024 Yerel Seçimleri var. İstanbul İttifakı veya “Şişli hepimizin” söylemleri bizlere yeni sorumluluklar yüklemiştir. Merkezi idare baskısı, Pandemi olumsuzlukları, “günlük maişet derdi” yaşamımızın bir parçası ise de, savunduğumuz ilkelerin sorumluluğu, seçim vaatlerinin popülizmi dışında yeni adımlar atmamızı zorunlu kılıyor. Türkiye’den , Ortadoğu ve Dünyaya yönelik demokratik yerinden yönetim hedefli adımları atabiliriz. Nasıl?


Yeniden Yerel Yönetim Reformu önümüzdeki dönemin başlangıç adımı olmalı.

Yönetim felsefesinde değişim olmaksızın, büyükşehir, il, ilçe belediye başkan ve meclis üyelerinin seçimle değişimi, yönetim mekanizmasında veya seçimde oy atan vatandaşın toplumsal yaşamında değişim getirmiyor.


Ne demek istiyoruz?

Yönetim Felsefesinde değişim, bireye hizmet götürmeyi esas alan faaliyetlerin Toplumcu Belediyecilik bakış açısı ile yeniden ele alınmasıdır. ( Bakz. bu kitapta Gönen Orhan, Toplumcu Belediyecilik yazısı ). Bu bakış açısı değişimi yalnızca seçilen Başkan ve Yönetimin, seçilen meclislerin veya bürokrasinin değil, oy atsın veya atmasın, vergi mükellefi olsun veya olmasın bütün kent yaşayanları ve çalışanlarıyla, sokak ve mahallenin birlikte yönetim adına iktidar sorumluluğunun paylaşılması amacıyla katılım, şeffaflık, denetim ve hesap verilebilirliğin önünün açılmasıdır.


Önce bir tespitte bulunalım.


Yerel Yönetim yasaları eskimiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, 1990-2000 yıllarda tasarlanıp YEREL YÖNETİM REFORMU adı ile 2002 de yasalaşıp, Anayasa Mahkemesi iptali ile 2005 de yürürlüğe girme anı itibari ile yenilikçi idi. 2002 de, demokratik yönetim talepleri ile iktidara gelen AKP, merkezi iktidarın yerel yönetimler üzerindeki kısıtlamalarını her yıl artırmış, vesayet 20 yıl içerisinde daha da katmerlenerek 2019 seçimleri sonrası doruk noktasına ulaşmıştır. Osmanlı ve Cumhuriyet vesayeti üzerine 20 yıllık uygulamalar ile katmerli bir Vesayet hukuku oluşmuştur.


Gerek merkezi iktidarların demokratik katılımda taleplere yanıt verememesi, gerekse yerel yönetimlerin dünyada kat ettiği aşama ve iktidarın paylaşılma istekleri, bir ölçüde insani ölçek ihtiyaçları ile iktidarı mahalleye indirilme talepleri yeni YEREL YÖNETİM REFORMU’nu zorunlu kılmaktadır. Bu aynı zamanda Önümüzdeki Yüzyılın Cumhuriyet tartışması, bu aynı zamanda Kürt Sorunu başta olmak üzere halının altına süpürülen sorunların çözümü tartışmasıdır. Bu tartışma ve rolün Türkiye Tarihi açısından çok önemli bir rol model olacağı bilinci ile, kapımızın önünde duran Yerel Yönetim Reformu tartışmasını başlatmalı ve İstanbul’dan Türkiye’ye yaymalıyız.


Anahtar sözcük KATILIM.


Seçimlerden hemen sonra gündeme gelen Stratejik Plan sürecinde katılım.


Kent Planlarının yeniden yapılmasında katılım.


Kültür ve Sanat planlamasında katılım.


Belediye Bütçesinin yapılmasında Katılımcı Bütçe yaklaşımı ile katılım.


Kent Konseylerinin, yasa metninin işaret ettiğinden daha fazla olarak kapsayıcı katılım.


Mahalle Meclislerinin oluşumunda katılım.


Mahalle, semt, ilçe, il ve büyükşehir sorunlarının çözümünde katılım.


Bu listeyi daha da fazlalaştırabiliriz. Temel sorun, katılımı, mış gibi yapan demokrasicilik oyunu ile fikir sorma veya proje toplamadan öte iktidar sorumluluğunun paylaşımını savunmak, bunun için adım atmak, kent yaşayanının aktif yurttaş sorumluluğu ile katılımını savunmaktır. Katılımı, bir halkla ilişkiler faaliyeti olarak yönetim kapasitesinin güçlendirilmesi olarak kavrayan anlayışlardan uzak durmalıyız.


Diğer yandan Corona süreci, İstanbul’da “askıda fatura”, Ankara’da “ veresiye defterlerinin kapatılması”, Adana’da “ sahra hastanesi “ gibi yerelde dayanışma girişimleri, Belediyelerle Merkezi İdareyi karşı karşıya getirmiştir. Bu yenilikçi adımlarla göle atılan maya tutarken, Dayanışma esaslı yeni örgütlenmelerin toplumsal karşılığı olduğunu da göstermiştir. Önümüzdeki 2022 ve 2023 boyunca Katılım ve Dayanışma tartışmalarını büyüterek, öneri geliştirme ve birlikte gerçekleştirme süreci için yeni adımlar atıp, toplumun kutuplaşan tüm unsurlarını yeni bir heyecana katabiliriz. İdeoloji değil “kendini” ve kent hakkından kaynaklanan yaşam önerisini teklif etme fikrini öne alabiliriz. Siyasi parti farkı olmaksızın Şişli, İstanbul ve Türkiye’de KATILIM ve DAYANIŞMA fikrini işleyerek herkesi sürece katmak mümkün. Merkezi idarenin vesayet denetimi ve engellemelerini toplumsal olarak göğüsleyebilecek en önemli adım KATILIM örgütlenmeleri olacaktır. Bu amaçla KATILIM ve DAYANIŞMA ÇALIŞTAYI fikrini öneri olarak işleyebiliriz. Aşağıdaki önerileri, bu Çalıştaya içerik katkıları olarak değerlendirebilirsiniz.


Devamla:

KATILIMCI BÜTÇE Örgütlenmesi: Her ilçede Mahalle Meclisleri kurulması teşvik edilirken, Kent Konseyleri, Mahalle meclisleri, Muhtarlar ve İhtiyar heyetlerini de kapsayan, Katılımcı Bütçe çalışmalarını başlatacak KATILIM ÖRGÜTLENMESİ adımı atılmalıdır. Şişli Belediyesi ve Şişli Kent Konseyi’nin 2022 için yaptığı Katılımcı Bütçe-Benim Bütçem çalışmasını ilçe il ve büyükşehir genelinde büyütebiliriz.


Katılım ve Dayanışma Örgütlenmeleri: Bu örgütlenme KADIN, GENÇLİK, ENGELLİ, İŞADAMLARI, TURİZM, İNOVASYON, KOBİLER, ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ vb tematik ve fonksiyonel MECLİSLERİ gündeme getirilmeli. Meclis örgütlenmeleri toplumsal dokuyu canlı tutacak ve kent yönetimlerini demokratik algı ve işleyişe açık hale getirecektir.


Kent Politikaları Danışma Kurulu: Mevcut Kent Yönetimlerinin strateji oluşturmasında ve oluşturulan stratejilerin diri tutulmasında etkili olabilecek, yönetime ve kente yeni ve geliştirici yol önerecek bir KENT POLİTİKALARI DANIŞMA KURULU yönetimin ve kentlerin önünü açacaktır. Bu Kurul, yönetim, siyaset ve akil insanlar ve başka önerilecek kişilerin bileşiminden oluşabilir. Belirli periyodlarda toplanmayı hedefleyen bu kurul icrayı değil stratejiyi esas almalı.


Ulusları Fon ve Krediler için Model geliştirilmesi: Uluslararası kredilerde, merkezi idarenin vesayet denetiminin engellemeye dönüşmesi, özkaynak yetersizlikleri nedeni ile yeni finans örgütlenme modelleri ile yatırım ve fonlara alan açılması sağlanmalı.

Gayri Menkul Yatırım Ortaklığı: Yeni şirket kurmanın engelleri göz önüne alınarak, hukuki sürecin avantajlarını kullanıp yeni bir Gayri Menkul Yatırım Ortaklığı fikri ile kent mülkleri ile ortak bir varlık havuzu yaratıp, uluslararası kredi ve fonlar için işbirliği tartışmasını başlatabiliriz. Aynı düşünceyi, Belediyenin gelir getiren şirketleri için de uygulanabilmesi araştırılmalı ve tartışmalıyız.


Stratejik Mali Kurul Proje Yönetimi: Yukarıdaki iş modelleri tartışılırken vesayet denetimi dışında model geliştirilebilmesi için halen kamuda olan, son on yılda kamudan ayrılmış Mülkiye Müfettişleri, Maliye, İçişleri ve Sayıştay Denetçileri, Hesap Uzmanları ve YMM’lerin içinde olduğu bir Stratejik Mali Kurul Proje Yönetimi tartışmasını da başlatmalıyız.


İnsan Kaynakları Performans Değerlendirilmesi: Mevcut personel yasaları yeniden ele alınarak, personel yapısı gözden geçirilmeli ve “eşit işe eşit ücret” hakkı yanında performans değerlendirmesi ile de takviye edilebilmesi şartlarını değerlendirmeliyiz.

Proje Yönetimleri: Gerek seçim bildirgelerinde yer alan, gerekse stratejik planlara taşınan, ve de en önemlisi yeni gündeme gelen ihtiyaç ve konular ile ilgili mevcut yapıyı da gözeten proje yönetimleri kurulabilmeli.


Stratejik Plan İzleme: Bu faaliyet, belediyelerin rutin yaptığı 6 aylık bürokratik izlemenin dışında, katılımın olmazsa olmazlarından Mahalle Meclisleri, Mahalle Meclisleri Konseyi, Meclisler, Kent Konseyi işbirliklerini mümkün kılarak Katılım Örgütlenmesi marifeti ile etkin bir izleme ve denetleme gerçekleştirmek mümkündür.


Ve Demokles'in Demokratik Kılıcı : GERİ ÇAĞIRMA

Nasıl ki “katılımcı bütçe”, yerelde doğrudan demokrasinin gerçekleşmesinin en etkili araçlarından biri ise, henüz yasalarımızda olmayan geri çağırma da, kent hakkı adına aktif vatandaşın doğrudan demokrasi yöntemi olarak en etkili denetim aracı olmaya adaydır.


Günümüzde belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri beş yıl için seçilmekte ve mevcut yasal işleyişte yalnızca İçişleri Bakanlığı tarafından soruşturma nedeniyle ve çoğu zaman da iktidarın siyasi gerekçeleriyle görevden alınmaktadırlar. Oysaki geri çağırma, seçimle gelen yöneticinin, meclis üyelerinin görev süresi dolmadan, yönetici sorumluluğunun sorgulanması, seçimler dışında yöneticilik görevinin sona erdirilmesini sağlayabilecek Demoklles’in Kılıcı olarak bir katılım ve denetim biçimidir. Seçmenlerin belirli bir yüzdesinin (yüzde 10/15/20) talebi üzerine, ilgili seçim çevresinde seçmenlerin önemli bir bölümünün (1/3, 2/5, 1/2) oy kullanması sonucunda çoğunluk kararına göre işleyebilecek bir yöntemdir. Atina Demokrasisi’nden günümüze taşınan bu uygulama, Paris Komünü deneyiminden bugüne Brezilya, Bolivya, Hindistan ve Güney Kore gibi dünyanın 45 ülkesinde uygulanan oldukça etkili bir denetim mekanizmasıdır.

Geri Çağırma yönteminin, Yerel Yönetim Reformu tartışmalarında yasalarımıza girmesi, Toplumcu Belediyecilik açısından önemli bir kazanım olacaktır.


Bilgilerinize önerilir.

Sevgilerimizle


Gönen Orhan

gonen@gonenorhan.com

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page